YENİ YILA YOĞUN BAKIMDA GİRMEK-1

Çok kötü gibi görünüyor, ancak değil. Tabii hasta olarak girmek ikinci yazıda anlatacaklarımdan da anlaşılacağı üzere pek hoş olmayabiliyor, ancak doktor olarak girmek heyecanlı. En azından yılbaşı kutlamalarının monotonluğundan sıkılmış bir insan olarak bana epey keyif verdi.

31 Aralık 2010 sabahı saat 08.00’da hastaneye girdim. Herkesin gözlerinde bir ışıltı, kışın ortasında bir bahar neşesi vardı. Herkes akşamki programını birbirine anlatarak eğlenmeye başlamıştı bile. Öğlene kadar servisteki işlerimizi hallettik, öğle arası Nöroloji Anabilim Dalı’nın geleneksel yılbaşı partisine katıldık. Hocalar, hemşireler, asistanlar, postalar, sekreterler… Herkes oradaydı, hemen hepsiyle türlü şekillerde fotoğraflar çektirdik. Geçtiğimiz ay boyunca servisteki diğer internlerden bir miktar fazla mesai yaptığım için duyulmuş olacak ki arada hocalardan bazıları “Bizde nöroloji isteyen ve çok çalışan bi intern varmış, nerede o?” nidalarıyla yaklaştılar, kıdemlilerim sağolsun benim Hacettepe Nöroloji’ye gelmek gibi bir isteğim olmadığı halde “Hocam Onur seneye bu zamanlarda bizde, ismini iyi ezberleyin” tadında demeçler verdiler. Hafiften gururum okşandı ama neyse, şimdiye kadar unutulmuştur bile.

Tabii başta hocalar olmak üzere insanların çoğu öğleden sonra mesai yapmayacağı için punchlarını keyifle yudumladılar, çakırkeyif oldular. Gel gör ki, öğleden sonra servis ekibini bekleyen işler vardı, o yüzden ben dahil bizim takım ancak birkaç bardak punch içebildi ve bilinç durumunu nispeten korumaya çalıştı.

Öğleden sonra servis gerçeğiyle tekrar yüzleşmek zorunda kaldık. Beni bekleyen bir LP (lumbar ponksiyon) vardı. Öhöm, evet, artık bu işte epey deneyim kazandığımdan yanımda steril malzemeleri açacak biriyle kendi başıma LP yapabiliyorum. Azmin zaferi.

LP’yi yaptıktan sonra öğleden sonra alınması gereken kanları aldım, bir hastaya feeding tüp(beslenme tüpü aslında, neden böyle diyoruz ben de bilmiyorum) başka birine ise sonda taktım. MR’a gönderilecek hastaları da gönderdikten sonra herkes kendi işini tamamlamıştı ve saat 15:30 civarında vizite başladık, hastaların genel durumunu ve yapılması gereken tetkikleri konuştuğumuz kısa bir vizitin ardından saat 16.15 itibariyle nöbetçi olmayan herkes offlandı(offlamak: mesai saatleri dahilinde kıdemlinin çömez asistan ve internlerin evine gitmesine izin vermesi. Örnek: Kıdemli pazartesi günü beni offladı. Bir ara “tıp dili ve edebiyatı” konusunda da bir şeyler karalamam gerek, ilginç terminolojiler var.). 16:15’te ambulansa binip bizim serviste tedavisi biten bir hastayı Oran’a Hacettepe’nin Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon tesislerine götürdüm. 17:20 gibi servise geri dönmüştüm.

O gün normal bir gün olsaydı, yani yılbaşı ve nöbet olmasaydı, hastaları daha detaylı konuştuğumuz ve daha uzun süren bir vizit ve vizit sonrası halledilmesi gereken işlerle günü tamamlamış olacak ve yaklaşık 18:30 gibi hastaneden çıkmış olacaktım. Ancak normal bir gün değildi, servis viziti bitmiş olsa da yoğun bakım viziti henüz tamamlanmamıştı.

Gece daha yeni başlıyordu.

***

Edit: Lomber ponksiyon demişken, teknik detaylarda bir miktar farklılık olsa da yaptığımız işi gösteren şöyle bir video buldum. Çok övündüm ama o kadar da zor bir iş değil, gerçekler ortaya çıksın istedim.

Reklamlar
Comments
One Response to “YENİ YILA YOĞUN BAKIMDA GİRMEK-1”
  1. şefik dedi ki:

    arkadan gelen müziğe bayıldım yalnız havayı dağıtmış resmen:)) bir de o ne güzel alet edevat yahu:))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

  • Ziyaretçi Sayısı

    • 32,593 ziyaretçi
  • Ziyaretçi Haritası

%d blogcu bunu beğendi: