Arşiv’den: Kanıtın Yokluğu Yokluğun Kanıtı Değildir

Bu yazı çooook eskilerde yazdığım epey yıllanmış bir yazı. Yine de blogumla ilgilenemeyecek kadar yoğun olduğum şu günlerde buraları boş bırakmamak adına hiç gözden geçirmeden fütursuzca kopyalayıp yapıştırıyorum. Düşüncelerim dağınık olabilir, yanlış olabilir, değişmiş olabilir. Üç ihtimalli bir maç. Buyrun:

Karanlık bir dünyada bilimin mum ışığı adlı kitabında Carl Sagan üstadımız tarafından söylenen enfes söz. Orijinal hali “absence of evidence is not evidence of absence” şeklindedir.

Bu sözü ilk olarak sicim teorisi konulu yazımda kullanmıştım. Çünkü sicim teorisinin halihazırdaki temel sorunu buydu. Teori evreni matematiksel olarak mükemmel bir şekilde tek bir denklemle* açıklayabilmesine rağmen sadece teori yeterli değildir. Matematiksel ifade ancak algıladığımız gerçeklikle uyumlu olduğu sürece anlamlı hale gelir, bu yüzden de kanıtın varlığı önemlidir.

Bu durum sadece teorik fizikte değil hayatımızın pek çok alanında böyle, ya da en azından böyle olmalı. Yani kafamızda kurduğumuz düşünce sisteminin temelleri gerçekliğe, başka bir ifadeyle “kanıtlara ve mantığa” dayanmalı. Peki ama kanıt bulmanın her daim mümkün olmadığı zamanlarda nerelere gidelim-nasıl edelim?

Böyle zamanlarda ister istemez görünen dünyanın sahip olduğumuz algılarımızla keşfedemediğimizi düşündüğümüz alanlarına doğru meylediyoruz. Elimizdeki kilit bize sadece mistisizmin kapısını açıyor, bu da bizi irrasyonelliklerle dolu mecralara götürüyor. Bu mecralardaki avcılar irrasyonel düşünme biçimlerine sahip insanları avlamak konusunda uzman oldukları için mantığımızın onların pençelerinde can vermesi de gayet kolay oluyor.

Peki o pençeleri alıp da cani avcıların fizıbıl yerlerine iade etme seremonisini yapmak, yani mantığımızı ve aklımızı kurtarmak için elimizde ne gibi bir araç var? İşte bu soru bizi Sagan’ın ünlü örneği Garajımdaki Ejderha‘ya götürüyor. Vahşi ormandaki avcılara yem olmamak için elimize aldığımız nesne ise bir ustura oluyor. Evet, bir ustura: Occam’ın usturası.

Occam’ın usturası bize şunu söylüyor: Karşınızdaki problemin binbir tane çözümü bulunuyorsa ve bu çözümlerinin her biri birbirinden farklı sonuçlara ulaşıyorsa bunlardan en basit olanı en doğrusu, en güveniliridir.

Bu açıklamanın somut bir örneği olan garajımdaki ejderha hikayesini anlatıp meseleyi daha anlaşılır kılalım:

Diyelim ki komşunuz telaş içinde yanınıza geldi ve garajında bir ejderha olduğunu söylüyor. Gidip komşunuzun garajına bakıyorsunuz ama sevgili ejderhayı göremiyorsunuz. Komşunuza bunu söylediğinizde komşunuz size “iyi de bu ejderha gözle görünmez ki” yanıtını veriyor. Pekala deyip CSI miamicilik oynamaya başlıyorsunuz.
Aklınıza gelen ilk seçenek garajın tüm yüzeyine bir nokta ucu kadar boşluk kalmamak üzere un serpip sevgili ejderhamızın ayak izlerini görebilmek. İşlemi gerçekleştirdikten sonra bekle bekle bekle ejderhanın ayak izleri yok. Haliyle bahçede sigara içmekte olan ve tüm bu işleri başınıza açan mental retarde komşunuzu çağırıyorsunuz ve diyorsunuz ki: “Arkadaşım saf mısın, salak mısın?” Onun yanıtı ise hazır: “Canım kardeşim yere un serpmişsin ama keşke onun yerine nasreddin hoca’nın komşusu olsaydın da ipe serseydin o unları. Neden? Çünkü benim garajımdaki ejderha uçuyor.”
“Hobaaaa!” deyip reklamların ardından csi miami macerasına kaldığınız yerden devam ediyorsunuz. Boyacıdan bir adet sprey boya edinip garajın içine giriyor ve çılgınlar gibi sağa sola boca ediyorsunuz boyayı. Yine bir nokta bile kalmıyor boya sıkılmayan, ancak ortalıkta hala ejderha namına bir şey yok. Sigaranın yanına çayını eklemiş keyif çatmakta olan mental retarde komşunuza durumu haber verdiğinizde aldığınız yanıt yine deli edici cinsten oluyor: “Olm bizim ejderha sprey boya ile boyanmaz ki. O görünmez adamdan ziyade sevimli hayalet casper gibidir, boya içinden geçer ve gider.”
Bu noktaya gelip de hala katil olmadıysanız şahsım adına sizi peygamber ilan ediyorum, saygı ve sevgi ile tüm sadaka ve zekatlarımı sizin şefaatiniz için adıyorum. Siz ise amansız bir fizikalist peygamber olduğunuz için beni zerre kadar takmadan CSI maceranıza devam ediyorsunuz. Bu seferki aracınız dosta güven düşmana korku salan bir alet: kızılötesi kamera. Tabi hikayeyi buraya kadar okuyanlar bu gudik komşunun evinde bir ejderha falan olmadığını anlamışlardır ancak biz yine de sonucun negatif olduğunu söyleyelim.

Tüm bu çalışmalara rağmen komşunuzun garajında sevimli ejderhayı bulamıyoruz, ancak komşunuz garajında görünmeyen, maddesel olmayan, çevreye ısı yaymayan ve uçan bir ejderhanın varlığına aklen ve kalben inanmaya devam ediyor. Tabii siz bunun bir zırva olduğunu düşünüp yeni maceralara yelken açıyorsunuz.

Bu uzun örnekte anlatmak istediğim şey esas itibariyle şu: Evet, kanıtı yokluğu yokluğun kanıtı değildir, her an yeni kanıtlar bulunabilir ve mevcut teorilerden biri öne çıkabilir. Ancak kanıtın olmadığı durumlarda kanıtı olmayanın varlığına inanmak yapılacak en iyi seçim değildir. Ejderha da ihtimallerden biridir, ancak en yüksek ihtimal değildir. Zaten bilim de Popper’ın dediği gibi- doğrulanabilirlik değil- yanlışlanabilirlik ilkesine göre ilerler. Bir iddiayı ortaya atan kişi, o iddiayı doğrulamakla mükelleftir. Herhalde bu, bilimdeki en kritik noktalardan biridir.

Yazımı bitirirken sevgili Carl Sagan hocamı rahmetle anar, siz sevgili bilim böcüklerine sevgimi sunmayı bir borç telakki ederim.

About these ads
Comments
One Response to “Arşiv’den: Kanıtın Yokluğu Yokluğun Kanıtı Değildir”
  1. Tuna diyor ki:

    Yazınızın tümüyle değerlendirildiğinde içinde tutarsızlıklar taşıdığını düşünüyorum.

    Şöyle ki; yazının başlığı tam anlamıyla agnostik bir yaklaşım sergiliyor. Yokluğunu kanıtlayamadığımız şeylerin varlığına dair hiçbir kanıt olmasa da onları reddetmememizi bizlere öğütlüyor. Fakat yazının devamında -reddedilmesi hiçbir daim mümkün olmayan, yanlışlandıkça kendini yeniden doğurabilen bilinmezlikler silsilesi- mistizmi uzak durulması gereken bir olgu gibi göstermeniz, hele ki bu tip durumlar karşısında çözüm olarak “Karşınızdaki problemin binbir tane çözümü bulunuyorsa ve bu çözümlerinin her biri birbirinden farklı sonuçlara ulaşıyorsa bunlardan en basit olanı en doğrusu, en güveniliridir.” mottosunu sunmanız oldukça kafa karıştırıcı. Nedenini aslında çok fazla açıklamama gerek yok. Gerek rasyonalizmi ilke edinmiş bir düşüncenin ayırt etmek için kullandığı kriterin “basitlik” olması (ki bu birebir kişinin algı kapasitesi, aldığı eğitim ve içinde yaşadığı toplum gibi subjektif ölçütlere bağlıdır ve rasyonalizmden oldukça uzaktır) gerek karmaşık çözümlerin doğru yollara çıktığına ilişkin elimizde bir kanıt olmaması onları elimizin tersiyle itmemizi gerektirmez.

    Hikayeye gelecek olursak, verilen ana fikir iki yönlü de ele alınabilir. Komşunun garajında ejderhaya dair hiçbir kanıtın olmaması ejderhanın yokluğunun kanıtı değildir. Üstelik ejderhanın varlığı hiçbir şekilde doğrulanmamış olmakla beraber aynı zamanda yanlışlanmamıştır da. Böyle bir durumda “kanıtı olmayanın varlığına inanmak yapılacak en iyi seçim değildir” fikrine nereden vardığımızı anlayamadım. Hele ki bu fikirle işin içinden nasıl çıktığımızı hiç anlayamadım. Çünkü “kanıtı olmayanın” karşısında inanabileceğimiz kanıtlanmış bir olgu yok. “Kanıtı olmayan” vs “kanıtı olmayan” durumu mevcut.

    Dediğimi açıklamak için hikayeyi biraz değiştireyim. Komşumuzun yanında da eşinin bulunduğunu düşünelim. Eşi de garajda bir ejderha olmadığını iddia ediyor olsun. Bu durumda garajda görünmeyen, maddesel olmayan, çevreye ısı yaymayan ve uçan bir ejderha olduğunu söyleyen komşumuzu da; ortada dolaşan bir ejderha olmadığını söyleyen eşini de doğrulayan veya yanlışlayan bir kanıt yoktur. Peki biz bu durumda ne yapmalıyız? İki durumun da kanıtı yokken “kanıtını olmayanın varlığına inanmak yapılacak en iyi seçim değil” nasıl diyebiliriz? Yoksa bilimsellikten ve kuşkuculuktan uzaklaşıp “en basit olan en doğrusu en güveniliridir” mottosuna mı sığınmalıyız?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 30 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: